Ezgi Küçükyalçın ile Freedom ve Yin Yoga

MERHABA

Ben Ezgi Küçükyalçın Özçoban. İstanbul'da yaşayan bir veteriner hekim aynı zamanda yoga dersleri veren bir yoga eğitmeniyim. Hayatta ilgilenmekten keyif aldığım ve huzur bulduğum iki alanı hayatıma katabildiğim ve zaman ayırabildiğim için çok mutluyum. Öğrendiklerimi ve yolculuğumu paylaşabilmek için bir web site/blog hayal ettim. Bu yolun başında doğru zaman ve doğru insanları hayatıma çekebildiğim ve ilk adımı atabildiğim için de çok mutluyum.

2005'ten beri veteriner tıbbı, 2012'den beri yoga ile ilgileniyorum. Bu iki disiplinin birbirinin besleyen ve farkındalık geliştirici harika bir bağı var. Yoga pozlarının doğadakı canlılardan esinlenerek geliştirilmesi bir tesadüf değil bence. Bu bağı keşfetmek ve peşinden gitmek son yıllarda en sevdiğim uğraşlardan biri oldu.


Bu site ile ilgili niyetim; yoga ile olan yolculuğumu paylaşırken, keşiflerime ve gelişimime katkıda bulunmak ve başka tecrübelerle bağ kurmaktı. Benimle birlikte yoga tecrübe etmek isteyenler için de güzel bir ortak alan olsun istedim.


Derslerimle ilgilenirseniz, programıma göz atabilir veya özel dersler için bana e-posta gönderebilirsiniz.


Yoga hakkında bilgi paylaşmak, soru sormak isterseniz bana her zaman mail yoluyla ulaşabilirsiniz.


Hoşgeldiniz .

  • Yoga'ya Başlarken


    (2015 Aralık blog yazısı)

    ‘Yoga yapmak için yeterince İYİmiyim?

    Yoga için yeterince diye başlayan tek ifade ‘istek’ olabilir bence. Yeterince ‘istekli’miyim? Çünkü seni matın üzerine getirecek tek şart istek olabilir. Nasıl mı? Kendi yolculuğumdan örnek ile şöyle…
    Yogaya başlama serüvenim, yoganın kendisiyle değil, başka birinin yolculuğundan aldığım ilhamla gerçekleşti. Daha önce kendi başıma DVD’lerden ve kitaplardan deneyimleme şansım olmuş ancak sürekliliğini sağlayamamıştım.  Biraz antidepresan, biraz beden sağlığı olarak gördüm hep yogayı. Meditasyon ise halen çok uzak olduğum bir alandı.  Tesadüflere inanırsanız eğer, tesadüfen kitapçıda elime aldığım bir kitap- ki yeni yazarlara pek şans vermezdim- bir yoga eğitmenine aitti. Kitabı, keyifle okudum. İnişli çıkışlı doktora serüvenimin ortasında, bir zamanlar akademisyenlik yapmış birinin yoga ile tanışması hikayesi ilgimi çekti. Zaman içinde insana ait dönüm noktalarının nasıl evrensel olduğunu anlasam da, o zamanlar sadece yazar ve ben ortak bir kader paylaşmıştık.J Bu, biriyle tanışmak ve onun yoluna bir kapı aralamak için yeterli bir bahaneydi. Yine bir tesadüf yaşandı ve eğitmenin workshop katılımcısı olmam ile kitabın bitmesi arasında 15 günlük bir zaman geçti. Öncesinde eğitmen ile yazışmış, yoga için ‘yeterli’ olduğumu onaylaması için uğraşmıştım. ‘Yeterince esnek değilim, yeterince zayıf değilim, bel fıtığı başlangıcım var ve yeterince güçlü değilim’ Tüm sorularımı ‘Yapmana engel bir sağlık durumun yoksa, her koşulda yoga yapabilirsin’ diyen eğitmen tarafından yanıtlandı ama ikna olmak bambaşka bir süreçJ
     İkna olmasam da başladım. Gün aydınlanmadan, tramvayın ilk seferiyle yola düşüp, sabahın erken saatlerinde salonda oluyordum. Bir saat süren bir dersin ardından, kimseyle konuşmadan işe gidiyordum. Yeni bir ortam, yeni insanlar. Sosyal olmakla bir sorunum yoktu ama hassas olmakla vardı. Ve eğitmen ‘hassasiyet’ diyordu sürekli. Hassasiyet eşittir kırılganlıktı benim için. Kırılganlık ise zayıflıkJ Yeterince hassas mı değildim? O gün göremesem de bugün anlıyorum ki;  oldukça zor bir süreçten geçmiş ama kendi varlığımda başka bir varlığı keşfetmiştim.  Eleştirme, , itiraz, öfke, güven, inanç, hayal kırıklığı, keyif, neşe … Workshop süresince pek çok duygu ve his ortaya çıktı veya kayboldu. Bunun adı, hissetme ama ortada henüz fark etme yok. Farketmeden hissetmek, zorlayıcı bir süreç çünkü ortada saf duygu fırtınası var. İçinden geçirip, merkezde kalamadığın her duygu fırtınası, insanı yoruyor. Beni de yordu.  Workshop bittiğinde bir sürü gerçekle, enerjik bir bedenle ve sürekli konuşan bir zihinle baş başa kaldım.
    Workshop sonrası başka bir serüven ama bu yazıda anlatmak istediğim; yoganın hissetmekle ilgili olduğu. Önce bedenini, nefesini ve zamanla kim olduğunu, yaşadığın hayatı keşfetmekle ilgili. Böyle bir keşif, sınırsızlığını bildiğinde güzel. Yani;  yeterince esnek olman, yeterince güçlü olman veya yeterince fit olmanın kendi keşiflerinde bir itici gücü yok. Diyebilirim ki; bunlar zamanla gelen harika hediyeler. Ama başlamak ve yola çıkmak kendine verebileceğin ve bir gün bundan mutluluk duyacağın bir hediye.
    İkna olmasan da başla. Yoganın sınırsızlığını örnek al ve kendi sınırsızlığını hatırla. Kendini hissetmek için veya fark etmek için, kimsenin ‘İyi’ olmaya ihtiyacı yok. Varoluşunu saygı duyduğunda, orada bir kapı var. Ben bir zaman önce açtım. İyiki de ‘yeterince iyi’ değildim…


    Not: Bu yazıda bahsi geçen yoga eğitmenim ve yazar sevgili Defne Suman ve kitabın adı ‘Mavi Orman’.  Yazımı, yolculuğumun ilk adımı olarak gördüğüm için kendisine ithaf ediyorum. Çok sevgiyle…

    Son yazılarım gelen kutunuza gelsin!

    BANA ULAŞIN

    Bana ulaşmak, dersler ve programlar hakkında bilgi almak,
    soru sormak için ezgikucukyalcin.yoga@gmail.com adresine
    e-posta yazabilir ya da aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.